YEŞİL CAMİ ( TANITIM )
AŞR-I ŞERİFLER
HAFIZLARIMIZDAN AŞIRLAR
HUTBELER VE SOHBETLER
HATİMLER ( SESLİ )
HATİMLER ( GÖRÜNTÜLÜ )
EZAN VE MÜEZZİNLİK
KUR'AN ÖĞRENİYORUM
İLAHİLER ( VİDEO-MP3 )
GÜNCEL VİDEOLAR
HOCALARIMIZ (VİDEO)
ÖZEL MERASİM VE PROG
SOSYAL ETKİNLİKLER
ÇİZGİ FİLMLER

Kur'an-ı Kerim Dinle
Hatim (Kabe İmamı)
Hatim (Ahmet El Acmi)
Hatim (Husari)
Mealli Hatim Dinle
Sizde mesaj yazmak istiyorsanız tıkayınız..
ALLAH’A SAYGI VE GÜZEL AHLÂK

Ahmet ALİM
24/12/2014 - 16:01

.

.

.

Ebû Zer Cündüp İbn Cünâde ve Ebû Abdurrahman Muâz İbn Cebel (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

     ‘’Nerede ve nasıl olursan ol, Allah’tan kork. Kötülük işlersen, hemen arkasından iyilik yap ki, o kötülüğü silip süpürsün. İnsanlarla güzel geçin!     Tirmizi, Birr 55.

          AÇIKLAMALAR

     Takvâ, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmakla gerçekleşen ve dinin temeli olan bir ilkedir. Buna Allah saygısı, Allah korkusu da denir. Takvâ çeşitli derecelere ayrılmaktadır. En alt tabakası, şirkten uzak kalmak, en üst derecesi ise, Allah’tan başka her şeyden (mâsivâ) yüz çevirmektir. Takvâ’ nın birbirinden farklı dereceleri bulunmaktadır. Ne var ki takvâ’nın tabii sonucu ilâhî murâkabe altında olduğu bilinci ile hareket etmekten ibarettir. Takvâ, yalnızlıkta, toplum içinde, bela ve musibet anında, bolluk ve refah, yokluk-darlık içinde, hâsılı her durumda Allah’a karşı saygılı olmak, sürekli uyanık, dikkatli ve şuurlu bulunmaktır.

     Takvâ, günah işlemeye, günah işlemek takvâ sahibi olmaya engel olmadığı için beşer eksikliği işlenecek günahların peşinden iyilik yapmak, o hata ve günahın sonuçlarını ve hatta bizzat günahın kendisini ortadan kaldırmak gerekmektedir.

     İyiliğin hatayı iyiliğe dönüştürmesi veya hiç değilse, kötülüğün sonuçlarının ortadan kaldırılması, hiç hata işlememenin mümkün olmadığı dünyamızda, kötülüklere karşı müsamahalı olmayı öngörmek ve öğütlemek demektir. Günahların ve kötülüklerin tortularını, işlenen iyiliklerle dezenfekte edebilmek gerçekten çok büyük bir imkân ve şanstır.

     İnsanlarla güzel geçinmek, ahlâkî olgunluğun ve murakabe şuurunun günlük hayatta ki ve beşeri ilişkilerdeki sonucu olmaktadır. Bu uygulamanın ölçüsü de Peygamber Efendimiz tarafından, başkalarının kendisine yapmak istemediğini onlara yapmamak şeklinde belirtilmiştir.

          İnsan Yeryüzünde Allah’ın Şerefli Bir Halifesidir

     (Halife; vekil ve temsilci demektir. Allah yeryüzünde iradesini temsil etmek üzere insanı yaratmış. Orada İlahî hükümranlığı gerçekleştirme görevini de ona vermiştir.)

          Takva Kurtuluş Yoludur

     Peygamberimizin bu hadis-i şerifte bize yapmış olduğu en büyük tavsiye Allah korkusudur. Bu, bütün iyilikleri cem edip bütün kötülüklerden koruyucudur. Allah korkusu sayesinde müminler Allah’ın yardım ve desteğine mazhar olmaktadır.’’Çünkü Allah (kötülükten) sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.’’ [Nahl (16) 28] Yine Allah bu sayede müminlere güzel rızık ve sıkıntılardan kurtuluş vaad etmektedir.’’Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter.’’[Talak(65) 3] Yine Allah bu sebeple müminleri düşmanların hile ve tuzaklarından korumaktadır.’’ Eğer sabreder ve korunursanız onların hilesi size hiçbir zarar vermez. [Âl-i İmran (3) 120]

          Gerçek Takva

     Takvâ İslâmın getirdiği inanç, ahlâk, hukuk ve ibadet prensiplerinin tamamını içine alan bir kavramdır.  Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘’ İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik o kimsenin yaptığıdır ki Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar. Namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır.’’[Bakara(2) 177]

          Takvânın Gerçekleşmesinin Şartı

     Müslüman Allah’ın dînini ve Allah’a karşı nasıl saygılı olacağını öğrenmeden gerçek takvâyı elde etmesi mümkün değildir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘’ Kulları içinden ancak âlimler Allah’tan (gereğince) korkar.’’ [Fatır(35) 28] çünkü cahil kişi yapıp yapmaması gereken şeyleri bilemez. Bunun için ilim ibadetlerin en üstünü, cennete ulaşmanın yolu ve kişiye hayır murad edilmesinin referansıdır.

          Büyük Günahların Bağışlanması İçin Tevbe Şarttır

     İslâm âlimleri iyiliklerin küçük günahlara kefaret olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Büyük günahlara gelince bunlar ‘’ Allah’a ortak koşmak, sihir (büyü) yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, namuslu ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnat etmek, ana-babaya asi olmak, şarap içmek gibi Allah’ın ağır azapla tehdit ettiği günahlardır. Bu günahların affı için tevbe etmek şarttır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘’ Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden inanan ve yararlı iş yapan,  sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.’’ [Tâhâ (20) 82]

     Bilindiği gibi eğer günah kul hakkı ile alâkalı değilse tevbenin şartı üçtür:

a-)Pişman olmak

b-)Günahı terk etmek

c-)Bir daha yapmamaya karar vermektir.

     Şayet günah hırsızlık, gasp, adam öldürmek gibi kul hakkı ile alâkalı bir günah ise o zaman hak sahiplerine haklarını ödemek yahut onlardan helâllik isteyip helâl etmelerini temin etmek şarttır. Bu gerçekleştiği zaman Allah’tan tevbenin kabulü, günahların affı hatta günahların sevaba dönüştürülmesi umulur.

          İnsanî Medeniyetin Ayakta Durmasının Esası Ahlâktır

     Peygamberimiz (s.a.v) bu tavsiyesinde bizleri bireyin hayatının ve toplumun nizamının iyilik ve istikametine yönlendirmektedir. Tabii ki bu da insanlara güzel ahlâkla muamele etmek ve onlarla iyi geçinmektir.

     İnsan kendisine nasıl iyi muamele yapılmasını seviyorsa başkalarıyla da öyle iyi geçinmeli, uyumlu, seven, sevilen, başkalarına saygılı olup saygı duyulan, insanlara iyilik ve ihsanda bulunup onların da ihsanına mazhar olan biri olmalıdır. Evet, o zaman toplumda herkes gönül huzuru içinde görevini yapar. İşler düzelir. Doğruluk ve medeniyet hayata hâkim olur. Böylece milletlerin hayatında ahlâkın değeri olunca İslâm nazarında da o milletlerin itibarı büyük olur. Güzel ahlâka teşvik ve bunu takınmanın üstünlüğüne dair birçok hadis ve ayet vardır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ’’ (Rasûlüm) Sen af yolunu tut. İyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.’’ [A’raf (7)199].

     ‘’ İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü ) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.’’ [Fussilet(41)34].    

          Güzel Ahlâkı Elde Etmek

     İnsanın çalışarak güzel ahlâk sahibi olması mümkündür. Muaz b. Cebel’in Peygamber efendimizden rivayet ettiğine göre Peygamberimiz Muaz b. Cebel’e ‘’İnsanlarla ahlâkını güzelleştir.’’ buyurmuştur. Başka bir rivayette ise ‘’Elinden geldiği kadar ahlâkını güzelleştir.’’ buyurmuştur.

     Güzel ahlâk sahibi olmanın bazı yönleri vardır. Şüphesiz bunların en başta geleni Rasulullah (s.a.v)’a uymaktır. Zaten Allah Teâlâ bunu bize emretmektedir. O şöyle buyurmuştur. ‘’And olsun ki, Rasulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için bir örnektir.’’ [Ahzab(33)21].

          Güzel Ahlâk Prensiplerinden Bazıları

     Nesep, hısım akraba, eş dost ziyaretleri yapıp onlarla irtibatı kesmemek, hoşgörülü, müsamahakâr, affedici ve ikram sahibi olmak bunların başlıcalarıdır. Hâkim ve diğerlerinin rivayet ettiklerine göre Ukbe b. Âmir şöyle demiştir: ‘’ Peygamber (s.a.v) bana ey Ukbe, dünya ve ahiret ahlakının en üstününü sana söyleyeyim mi? (İşte bunlar) senden alâkayı kesip sana gelmeyene gitmen, sana vermeyene vermen ve sana haksızlık yapanı affetmendir. ‘’ buyurdular.

     Yine güler yüzlü, yumuşak huylu, sabırlı, anlayışlı ve alçak gönüllü olup insanların sevgisini kazanmak, onlar hakkında kötü düşünmemek ve onları incitmemek güzel ahlâk prensiplerindendir. Peygamberimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: ‘’ Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi (tabii) bir iyiliği bile sakın küçük görme. ‘’ Bir başka hadis-i şerifte ise (bir müslümanın) başkasına kötülüğü dokunmasın. Zira bu onun için bir sadakadır. ‘’ buyrulmuştur.

Hadis- i şerif şunu açıkça ortaya koymuştur ki; güzel ahlâk sahibi olmak ve insanlarla güzel geçinmek imanın kemalinden ve müttakilerin sıfatındandır. Emir dinlemeyip yasak tanımadıkları sürece masiyet ehlinden uzak olup onlarla fazla muhatap olmamak da takvânın kemalindendir.

          Hadisten Öğrendiklerimiz

·         İyilikler kötülükleri ya büsbütün ortadan kaldırmak ya da iyiliğe dönüştürmek suretiyle yok eder.

·         Güler yüz göstermek, zarar vermemek, iyiliklerin yaygınlaşmasına gayret etmek ve kendisine yapılmasını istemediğini başkalarına yapmamak insanlarla güzel geçinmek demektir.

·         Takvâ ya da Allah’a karşı saygılı olmak, müslümanı her türlü kötülüklerden koruyacak üstün bir meziyettir.

·         Her yer ve şartta Allah’a karşı saygılı olmak, murakâbe şuurunun göstergesidir.

 

Ahmet ÂLİM

.

.

 

 
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
24/12/2014 - 16:01 ALLAH’A SAYGI VE GÜZEL AHLÂK
 

Kullanıcı:  
Şifre:
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Hasan Hüseyin ERSOY
BİLMİYORLAR
Eyüp EROĞLU
SABIR ve TESLİMİYET
İsrafil KİRACI
İSLAMDA KARDEŞLİK VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA
Burhaneddin VANLIOĞLU
İLK VAHİY DEN MUSHAF’A
Ahmet ALİM
ALLAH’A SAYGI VE GÜZEL AHLÂK
Kursumuza ait geniş haber yelpazesine sahip bir haber sitemizin olmasının gerekliliği sizce nedir?
Oy Kullan Sonuçlar
Sayac
Tekil (Bugün) 545
Toplam 4636657
En Fazla 8874
Ortalama 1152
Üye Sayısı 5830
Bugün Üye Olan 0
 
Anasayfa | Foto Galeri | İletişim
Her Hakkı Saklıdır © 1994 - 2009  www.yesilcami.com

Tasarım ve Kodlama : Canliyayin.Org